Tag Archives: behçet

Behçet Hastalığı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Behçet Hastalığı nedir?

Ağız içi ve genital bölgede yaralar, çeşitli deri döküntüleri ile birlikte vücuttaki tüm organlarda belirti gösteren, sistemik, kronik, hayat boyu devam eden bir hastalıktır.

2. Hastalığın ismi nereden geliyor?

Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet bu hastalığı tanımlayıp tüm dünyaya tanıtan kişidir. O nedenle onun adına ithafen “Behçet Hastalığı” olarak kabul görmüş ve tüm dünyada bu isimle anılmaktadır.

3. Ülkemizde sıklığı ne kadardır?

Ülkemizde yapılan araştırmalarla 20-420/100.000 olduğu bulunmuştur. Dünyada en çok Türkiye’de görülmektedir.

4. Dünyada yaygın mıdır?

Ülkemizden daha az olmak üzere batıdan doğuya doğru artmaktadır. Dünya’da “İpek Yolu” olarak bilinen ülkelerde sıklığı fazladır.

5. Ülkemizde en sık hangi bölgelerde görülmektedir?

Ülkemizde en sık Karadeniz Bölgesi ikinci sıklıkta İç Anadolu Bölgesinde görülmektedir.

Özellikle Giresun, Ordu, Tokat, Sivas ve Amasya’yı içine alan bölge en çok Behçet Hastalığı tanısı koyduğumuz yerleşim alanlarıdır. Kısaca bu bölgeyi ben, Behçet Hastalığı açısından “Şeytan beşgeni” olarak isimlendiriyorum. (Prof. Dr. Afet AKDAĞ KÖSE)

6. Behçet Hastalığının cinsiyete göre tutulumu farklı mıdır? Hangi cinsiyet daha risklidir?

Bizim Ülkemizde çok az oranda kadınlarda, fazla olsa da E/K oranı eşittir.

Behçet Hastalığı açışından erkek cinsiyeti daha risklidir Özellikle göz ve damar tutulumu erkelerde 5 kat daha fazla görülmektedir.

7. Behçet Hastalarının tamamında göz tutulumu olur mu?

Hayır. Hastaların yaklaşık 1/3’de göz tutulumu olur.

8. Behçet Hastalığında göz tutulumunun olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Gözde kızarıklık, ağrı, yanma, görme bulanıklığı, sinek uçuşması gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bazen de hiç belirti vermeden veya hastanın önemsemeyeceği belirtilerle geçirilebilir. Şikayeti olanlar hemen doktora müracaat etmelidirler.

9. Göz tutulumundan korunmak için ne kadar sıklıkla muayene olmalı?

Behçet Hastalığı tanısı konarken, şikayeti olsun/olmasın her hasta mutlaka, Behçet Hastalığı göz tutulumu konusunda deneyimi olan bir doktor tarafından muayene edilmelidir.

Muayenede göz tutulumuna ait bir bulgu yok ise yılda bir kez muayene yeterlidir. Eğer göz tutulumu varsa, doktorun uygun gördüğü aralıkla kontrole gidilmelidir.

10. Behçet Hastalığı bulaşıcı mıdır?

Hayır, Behçet hastalığı bulaşıcı değildir.

11. Behçet hastalığının ailesel geçişle ilgisi var mıdır?

Behçet hastalığının genetik olduğuna dair bulgular olsa da net olarak ortaya konulmuş bilgi yoktur.İki kardeşten biri Behçet hastası iken diğeri gayet sağlıklı olabilir.

12. Behçet Hastalığının yaş ile ilgisi var mıdır?

Genelde 20-35 yaş arasında ortaya çıkmakta ise de her yaşta görülebilir. Çocuklar ve 42 yaş üstünde nadirdir. Takip ettiğimiz hastaların içinde, hem çocuk hem de ileri yaş tutulumlu hastaları vardır.

13. Behçet Hastalığı devamlı olan bir hastalık mıdır?

Evet, Behçet hastalığı kronik bir hastalıktır. Tekrarlayıcıdır, tekrarlama sıklığı hastadan hastaya değişir. Zamanla hastalık yatışır ve belirtiler yok denecek kadar azalır. Henüz sebebi tam ortaya konulmadığından, remisyondaki (belirtilerin kaybolması durumu) hastalara hastalığının tamamen geçmediği veya tamamen iyileştiği söylenemez.

14. Hastalık belirtilerinin hepsi aynı hastada görülebilir mi?

Çoğunlukla ağız ve cinsel bölgede yara belirtileri birlikte görülebilir. Hasta tedavisiz ve takipsiz ise belirtilere diğer organ tutulumları da eklenebilir. Tüm sayılan sistem belirtilerinin aynı hastada görülmesi çok nadirdir.

15. Beslenmeye dikkat edilmeli midir?

Behçet hastalarında özel bir beslenme/diyet yapmaya gerek yoktur. Dengeli beslenmek yeterlidir.

16. Behçet hastalığını artıran gıdalar var mıdır?

Özellikle kabuklu gıdaların (çerezler; fındık, fıstık, ayçiçeği, ceviz… vb.) yenmesi, ağız içinde tahriş ve çiziklere neden olacağından aftların oluşmasını başlatıp veya artabilir. Bu tür gıdaların yenmesi ağız içindeki yaraların iyileşme süresini de uzatabilir.

17. Yiyilmemesi gereken sebze ve meyveler var mı?

Domates, limon, patlıcan gibi asitli meyve ve sebzeler ağız içinde tahrişe neden olacağından aftları artırabilir. Kendilerinde, bu gıdalara karşı duyarlılık belirlemiş hastalar, bu gıdaları tek olarak değil de diğer gıdalarla birlikte almaya gayret etmelidirler.

18. Behçet hastalarında ağız sağlığı önemli midir?

Özellikle ağız hijyenine dikkat etmek, diş/dişeti hastalıklarını öncelikle tedavi ettirmek gerekir. Bu tür sorunların hem ağız yaralarını artırdığı hem hastalığı aktivite ettiği araştırmalarla ortaya konmuştur.

19. Ağız ve cinsel organdaki yaralar bulaşıcı mıdır?

Hayır, bulaşıcı değildir.

20. Yaraların çıkmaması için neler yapılmalıdır?

Düzenli aralıklarla doktor kontrolü çok önemlidir. Özellikle Behçet hastalarını takip eden merkezlerin tercih edilmesi, verilen ilaçların düzenli olarak kullanılması halinde yara çıkışı azalacak veya hiç çıkmayacaktır.

21. Behçet hastalığı kötüleşir mi? Kansere çevirme ihtimali var mı?

Hayır, kötüleşmez. Tuttuğu organın işlevine göre hastalığın aktif olduğu dönemlerde yaşam kalitesi düşebilir. Uygun tedavi ile organın fonksiyonları normale döner. Behçet hastalığının kansere dönüşme riski kesinlikle yoktur.

22. Behçet hastalığının tam olarak iyileşme ihtimali var mı?

Hastalık tam olarak ortadan kalkmamakla birlikte tedavi ile uzun dönemler şikayetsiz geçirilebilir.

23. Ömür boyu ilaç kullanmak gerekli midir?

Bu, hastanın düzenli kontrolü ve düzenli tedavisi ile yakından ilgilidir. Hastalığın seyrine göre doktor kontrolünde ilaçlar azaltılabilir veya ilaçsız takip edilecek dönemler olabilir.

24. İlaç kullanırken hamile kalınabilir mi?

Bu kullanılan ilaca bağlı olmakla beraber, ilaç kullanırken hastaların, hamilelikten korunmaları önerilir.

Eğer ilaç kullanırken hamilelik oluşmuş ise mutlaka doktoruna başvurmalı ve doktorunun önerisi doğrultusunda hareket etmelidir. Örneğin Colchicum kullanmanın gebelik için risk oluşturmadığı belirtilmektedir. Biz kliniğimizde takip ettiğimiz hastalara, zorunlu olmadıkça gebelikte ilaç kullandırmıyoruz.

25. Bebek isteniyorsa ne yapmalı?

Eğer bebek isteniyorsa doktoru ile görüşüp hastalığın seyrine göre ilaçların kesilip kesilmeyeceği kararlaştırılır ve sonuca göre bebek düşünülebilir.

26. Gebeliğin Hastalık seyri üzerinde etkisi var mıdır?

Behçet hastalarının gebe kalıp doğum yapmasında, bilinen bir sakınca yoktur. Ancak deri belirtileri dışında diğer organ tutulumu var ve bunların tedavisi devam ediyorsa, gebeliğin daha sonraki yıllara ertelenmesi önem arz eder. Ülkemizde, Behçet hastalığının gebelikteki seyrinde 1/3 hastada hiç değişiklik olmamasına karşılık 2/3 hastada, hastalık belirtilerinde gerileme ve kaybolma olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur.

27. Askerlik yapmanın sakıncası var mı?

Hayır yoktur. Fakat organ tutulumunun çeşidine ve tutulumun şiddetine göre askerlik yapılmaması hususunda doktor tavsiyesi olabilir. Hastayı takip eden doktor bu yöndeki görüşü bir yazı ile askerlik şubesine bildirmelidir.

28. Alkol ve sigara kullanılır mı?

Genel sağlık açısından özellikle sigara ve tütünün damarlar üzerindeki olumsuz etkileri bilindiğinden bu nedenle hastaların bu alışkanlıklarını terk etmeleri hastalık seyri açısından çok önemlidir. Ayrıca sigaranın, Behçet hastalarında sistem tutulumunu artırdığı, takip ettiğimiz hastalardaki klinik deneyimlerimize sabittir.

29. Sıcak-soğuk hava hastalığın seyrini etkiler mi?

Şu anda bu yönde bilinen bilimsel bir gerçek yoktur.

30. Seyahat etmenin sakıncası var mı?

Eğer seyahat, aşırı yorgunluğa neden ise hastalığı aktive edebilir.

31. Egzersiz yapılabilir mi?

Ağır bedeni yorgunluğa neden olanlar (futbol, boks, ağırlık kaldırma vb.) hariç yüzme, yürüyüş gibi sporlar yapılabilir. Yine de böyle bir aktiviteden kendilerini takip eden hekimlerinin görüşünün alınması uygun olur.

32. Behçet Hastaları başka bir hastalık nediyle doktora gittiklerinde nasıl davranmalıdırlar?

Müracaat edilen hekime, mevcut hastalıkları ve kullandıkları ilaçlar hakkında bilgi vermelidirler.

33. Başka bir hastalık için ilaç kullanmaları gerekirse Behçet ilaçlar kesilmeli midir?

Behçet hastalığı için kullandıkları ilaçlar kesilmeden, diğer tedavileri devam etmelidir ve müracaat edilen hekim bu konuda azami hassasiyet göstermelidir.

34. Behçet hastası olduğunu söyleyen bir hasta geldiğinde, hekimler nelere dikkat etmelidirler?

Behçet hastalığı tüm organ ve dokuları tutabileceğinden, öncelikle mevcut şikâyetin Behçet hastalığı ile ilgili olup olmadığının ayrılması gerekir. Bu konuda diğer hekimler özen göstermelidirler.

35. Kadın hastalardaki adet dönemi (ay hali) ile Behçet hastalığının ilgisi var mıdır?

Bazı kadın hastalar bu dönemde, hastalıkla ilgili şikâyetlerinin artığını ifade etseler de bilimsel olarak ortaya konmuş bir ilişki yoktur.

36. Sakin giden Behçet Hastalığının aktivasyona girmemesi için nelere dikkat edilmelidir?

Mümkün olduğunca yorgunluk ve stresten kaçınmalı, özellikle üst solunumu yolu enfeksiyonları ve uçuktan kendilerini korumalıdırlar.

37. Behçet Hastalığına iyi gelen “Bitkisel ilaçlar”, “Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren ilaçlar” var mı? Bu tür ilaçlar kullanılabilir mi?

Hastalığın takibini yapan doktora danışmadan bitki kökenli (!) bile olsa hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Behçet Hastaları İçin Son Söz

Behçet hastalığının tanısı konduktan sonraki en önemli aşaması; hastalığın belli bir merkez tarafından takibinin yapılmasıdır. Behçet hastaları, hiçbir şikâyetleri olmasa bile takip eden hekimlerin uygun buldukları aralıklarda kontrollerine gitmelidirler. Ve asla doktorlarının önerisi dışında, ilaçlarını kesmemeli ve ilaç dozlarını değiştirmemeli, dışarıdan tavsiye edilen ilaçları kullanmamalıdırlar.

Behçet Hastalığı ile İlgili Bağlantılar

Yerli (Türkçe) Linkler

Yabancı Linkler

Behçet Hastalığı

Behçet Hastalığı dünya tıp literatüründe 1937’de Türk dermatolog ve aynı zamanda kliniğimizin kurucusu olan Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanan ve onun ismi ile anılan ilk ve tek hastalık

Tanımlandığı dönemde klasik triadı, oral aft, genital ülser ve iridosiklit iken bugün tüm organ ve doku sistemlerini tutan otoimmun/otoinflamatuar bir hastalık

hulusi-behcet-posta-pulu hulusi-behcet hulusi-behcet-hatira-parasi

Behçet Hastalığı, İstanbul Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim dalının kurucusu olan Hocamız Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından 1939 yılında tanımlanmış ve Dünya’ya duyurulmuş, bir Türk hekiminin, Hocamızın ismi ile anılan bir hastalıktır. Behçet Hastalığı, ağız içi ve cinsel bölgede yaralar, deri belirtileri, göz tutulumu, orta ve büyük eklemler de ağrılı şişlik, damarlar başta olmak üzere vücuttaki tüm organ ve dokuları tutabilen, nedeni henüz belli olmayan, sistemik bir hastalıktır.

Behçet Hastalığının Nedenleri

Behçet hastalığının henüz belirlenmiş bir nedeni yoktur. Ancak hastalığı tetikleyen çevresel etkenlerin (infeksiyöz ajanlar, bakteri veya virüsler) yanı sıra genetik yatkınlık üzerinde durulmaktadır. Ailesel geçiş henüz tam bilinememektedir. Nadiren ailenin diğer fertlerinde de görülebilmektedir.

Behçet Hastalığının Belirtileri

  • Ağız yaraları (Oral Aft)

Ağız yaraları, hastaların hemen hemen hepsinde vardır. Hastalığın diğer belirtileri ortaya çıkmadan yıllarca önce tek başına görülebilir. Yaralar; yanak içi, dil, dudaklar, yumuşak damak veya ağız içinin her yerinde ortaya çıkabilir. Tek veya çok sayıda olabilir. Yaraların ortası kirli beyaz/sarı, etrafı kızarık ve ağrılıdır. Genellikle 7 ile 14 gün içinde iyileşir. Tekrarlayıcı özelliği vardır ve tekrarlama sıklığı ise hastadan hastaya, hastanın tedavi almasına bağlı olarak değişir.

  • Cinsel Bölge Yaraları (Genital Ülser)

Hem kadın hem erkek genital organlarında, aynı ağızdaki yaralara benzeyen ülser şeklinde ortaya çıkar. Behçet hastalarında ağız yaralarından sonra en sık görülen ve hastayı doktora götüren belirtidir.

Genellikle iyileştikten sonra yara yerinde iz kalır.

  • Çeşitli Deri Belirtileri

Behçet hastalığında deriye ait belirtiler, hastalığın başlangıcında veya seyri sırasında sık görülür.

Genelde bacakların ön yüzünde kırmızı, üzerine basmakla ağrılı, düğme veya nohut gibi sertlikler (eritema noduzum benzeri lezyonlar) görülür. Bunlar nadiren de gövde kollar, yüz bölgesinde düzensiz ve dağınık olarak yerleşirler. Genişlikleri 0,5-5 santimetre arasındadır. Bu döküntüler 10-15 gün içinde, uç vermeden koyu renkli çöküklük bırakan bir leke halinde iyileşirler. Behçet Hastalarında sivilcelerden sonra ikinci sıklıkta görülen belirtilerdir. Sivilce benzeri belirtiler;

(Papülopüstüller-Psödofolikülit benzeri döküntü): Mikropsuz, cerahatli, uç veren kabarcıklardır. Görünüm açısından ergenlik sivilcesinden farklı değildir. Tek başına bir anlam ifade etmez. Bu nedenle hastalığın diğer belirtileri ile birlikte değerlendirmek gerekir. Sırt, yüz, göğüs, kasıklar, kalçalar, cinsel bölge, kol ve bacaklarda ortaya çıkabilir.

Genital bölge dışı yaralar (ülserler): Vücudun genellikle koltuk altı, meme altı, meme çevresi, ayak parmak aralarında ortaya çıkan, ağız içindeki aftlara benzeyen yaralar (Extra genital ülser) görülebilir. Bunlar Behçet Hastalığının diğer deri belirtilerine göre daha az sayıda görülür.

Paterji Testi (Derinin Özgün Olmayan Reaksiyonu): Derinin aşırı duyarlılığını ortaya koyan bir testtir. Paterji testi, hastanın önkol derisine steril bir iğne batırılarak yapılır. Test yapılan deri bölgesinde ortaya çıkan reaksiyon 24 saatte belirginleşip 48 saatte maksimum seviyeye ulaşır. Önce kırmızı 1-2 milimetrelik bir kabarıklık iken steril cerahatli sivilce haline dönebilir. Paterji testinin pozitif olması Behçet hastalarında tanı kriteri olarak kabul edilir. İstanbul Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalığı Behçet Polikliniğinde takip edilen hastaların paterji pozitifliği oranı; ilk tanı sırasında %61,3 dür.

  • Göz ile İlgili Belirtiler (episklerit, konjonktivit, ön uveit, arka uveit, panuveit… vb.)

Göz tutulumunun sıklığı ve şiddeti değişkenlik gösterse de, genelde bizim hasta grubumuzda %33 oranındadır. Göz tutulması; genç erkeklerde daha sık, kadınlarda ve yaşlılarda daha seyrek ve hafiftir. Hastaların başlıca şikayeti görmenin azalması, göz çevresinde ağrı, kanlanma, gözün ışıktan rahatsız olması, puslanma, perdelenme ve siyah nokta uçuşmalarıdır.

  • Eklem Belirtileri (Artrit, artralji, fibromiyalji, sakroileit… vb.)

Behçet hastalarında sıklıkla orta ve büyük eklemler; diz, ayak bileği, el bileği ve dirsek tutulur. Ayrıca el ve ayak eklemlerinde, parmak ve kalça eklemlerinde Behçet Hastalığına bağlı belirtiler olabilir. Eklem tutulması, eklem ağrısı ve eklem şişmesi şeklinde ortaya çıkar. Eklemde hareket kısıtlılığı görülürken, kızarıklığa pek rastlanmaz. Eklem tutulumu şekil bozukluğu yapmaz ve genellikle 1-2 hafta içinde kendiliğinden iyileşir.

  • Damar Belirtileri (Yüzeyel tromboflebit, derin ven trombozu, arteriyel anevrizma… vb.)

Behçet hastalığında hem atardamarlar (arter) hem de toplardamarlar (ven) hastalanabilir. Ülkemizde toplardamar tutulması (tromboflebit) daha fazla iken atardamar tutulması çok nadirdir. Yüzeyel toplardamar tutulması bacakların iç yüzünde, ip gibi uzayan veya yuvarlak şişlik, kızarıklık, ağrı şeklinde kendini gösterir ve en sık görülen damar tutulmasıdır. İkinci sıklıkta derin ven trombozu (DVT) orta ve büyük venlerde ortaya çıkar. En çok bacaklarda görülür, şiddeti ağrı, yürüme zorluğu, bacaklarda şişlik biçiminde ortaya çıkar.

  • Sinir Sistemi Belirtileri

Sinir sistemi tutulumu çok nadir görülür. Hastalarda devamlı baş ağrısı, ara-ara ortaya çıkan çift görme, kol veya bacaklarda uyuşukluk, kuvvetsizlik, denge bozukluğu, yürüme zorluğu, konuşma bozukluğu, unutkanlık, kişilik bozukluğu, sinirlilik, hırçınlık gibi belirtiler olabilir.

  • Mide-Barsak Belirtileri

Hastalarda çok ender olarak karın ağrısı, ishal, kabızlık, iştahsızlık, bulantı, görülebilir.

  • Akciğer Belirtileri

Ülkemizdeki hastalarda oldukça nadir görülür. Sürekli öksürük, göğüs ağrısı, pembe renkli veya kanlı balgam çıkarılması şikayeti ile ortaya çıkabilir.

  • Üreme Sistemi

Üreme sistemini etkilemez. Hastalık genellikle gebelikte remisyona girer, yani aktivitesini kaybeder. Behçet Hastalığı seksüel yaşamı etkilemez Erkek hastalarda üreme kanalı ve torbalarda şişliğe yol açabilir.

  • İşitme Denge Sistemi

Nadirdir. Genellikle nörosensorial işitme kaybı tipinde ortaya çıkar.

  • Üriner Sistem

Görülme sıklığı çok nadirdir. Bel ağrısı, kanlı idrar şikayeti olabilir.

  • Dolaşım Sistemi/Kalp

Çok nadir görülür.

  • Juvenil Behçet

Hastalarımız arasında küçük (Çocukluk yaşta, 16 yaş ve altındaki hastalar) yaşta Behçet Hastalığı görülmektedir.

  • Ailesel Behçet

Behçet Hastalarımızdan 1. derece aile fertleri, ikinci ve uzak akrabalarında hastalık görülebilir.

  • İleri Yaş Behçet Hastalığı

Behçet Hastalığı 42 yaşından sonra başlayabilir veya 42 yaşından önce bazı belirtileri ortaya çıkıp 42 yaşından sonra tüm belirtileri görülerek hastalık yerleşebilir.

Behçet Hastalığının Teşhisi

Hastalık tanısı klinik belirtilerle konulur. Hastalığın tanısına özgü bir laboratuar testi yoktur. Behçet hastalığında belirtilerin tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir. Bazı belirtiler hastalığın ilk yıllarında yok iken daha sonraki yıllarda ortaya çıkabilir. Behçet Hastalığı bulgularından en az ikisinin varlığı halinde, hastalığı düşündürmelidir. Behçet hastalığı tanısı konarken ağız yaralarının olması varlığı aranır. Ağız yaraları (oral aft) ile birlikte cinsel bölge yaraları, göz bulguları, deride kırmızı sertlikler, sivilceler, pozitif paterji testinin varlığı damar iltihabı gibi bulgulardan üç tanesinin bulunması hastalık teşhisi için yeterlidir.

Behçet Hastalığının Seyri

Behçet hastalığı, hastaların çoğunda selim/iyi bir seyir gösterir. Hastalığın genel karakteri; alevlenme ve düzelmelerle seyreder. Zaman içinde belirtilerinin hafiflediği veya kaybolduğu dönemler gösterir. Hastalığın erken yaşta başlaması, göz-damar ve sinir (nörolojik) tutulumun olması, yaşam kalitesini düşürür. Behçet Hastalığı tanısından sonraki ikinci önemli iş, hastanın takibidir. Organ tutulumu olup, takip edilmeyen hastalarda yaşam kalitesi düşer. Diğer sakatlık ve ölüm oranı (özellikle nörolojik ve damar tutulumunda) artabilir. Ayrıca hastalarda; sistemik veya lokal enfeksiyonların varlığı, yorgunluk/stres halleri, lokal/genel cerrahi müdahaleler, ağız mukozası/diş/diş eti hastalıkları ve ağız içi müdahaleleri, kadın hastalarda adet dönemi öncesinde ve diğer sistemik hastalıkların varlığında Behçet Hastalığı hastalık aktivasyon gösterebilir.

Behçet Hastalığının Tedavisi

Tedavi hastanın klinik belirtilerine göre lokal (haricen) ve sistemik olmak üzere iki kısımdan oluşur. Lokal tedavi; deri belirtileri, ağız içi ve cinsel bölge belirtileri, göz tutulumu ve yüzeyel tromboflebitte uygulanır. Sistemik tedavi ise tutulan organdaki belirti ve muayene bulgulara göre ağız yolu, damar veya kalçadan enjeksiyonla yapılır.

Behçet Hastalığı Polikliniği

ayaktan-hasta-kati-2

Polikliniğimiz 1984 yılında multi-disipliner (çok branşlı) bir özel dal polikliniği olarak açılmıştır. Şu anda Prof. Dr. Afet Akdağ Köse’nin sorumluluğunda hizmet vermektedir.

Behçet hastalığının belirtilerini gösteren hastalar tanı amaçlı, önce Genel Dermatoloji Polikliniğinde tetkik edilmekte, hastalık tanısı kesinleşirse, Behçet Hastalığı Polikliniğinde takibe alınmaktadır.

Bu hastalar sadece Behçet hastalığının dermatolojik bulguları açısından değil, Behçet hastalığında görülen diğer sistemlere yönelik belirti ve bulgular açısından da değerlendirilmekte, laboratuvar incelemeleri yapılmakta, hastaların takibi için Fakültemizin diğer bölümleri ile işbirliği yapılmaktadır.

Behçet Hastalığı Polikliniğimizde Behçet hastalarının yanı sıra, tekrarlayan ağız yaraları (Aftöz Stomatit, Rekürrent Oral Aft) ve Bipolar Aft (komplex Aftozis) hastalarına da hizmet verilmekte tedavi ve takipleri yapılmaktadır.

Behçet Hastalığı Polikliniği her Çarşamba saat 08.30’dan itibaren Prof. Dr. Afet Akdağ Köse ve bir uzmanlık öğrencisi ile birlikte Dermatoloji Anabilim Dalı Poliklinik katında hizmet vermektedir. Polikliniğimiz klinik içi randevu sistemi ile çalışmaktadır. Acil sorunları nedeniyle gelen hastalar Behçet Polikliniğinde aynı gün muayene edilmektedir.

Behçet hastalığı arşiv ve kayıt odasında görevli İbrahim Hakkı Günay vasıtası ile Behçet hastalarının hekimlere ulaşması çok kolay bir şekilde sağlanmaktadır. Randevu gününden önce aktivasyona giren hastalar, randevularını beklemeden Genel Dermatoloji Polikliniğinden randevu alarak muayene olabilmektedirler.

Behçet Hastalığı Polikliniğinde takip ve tedavi amacıyla izlenmeye alınan hastaların, hastalık aktivasyon durumu göz önüne alınarak, genelde 1 ay – 2 ay – 3 ay – 4 ay aralıklarla randevu verilip muayene edilmektedirler. Kontrol altına alınmış hastalar 5 ay – 6 ay aralıklarla muayene edilmektedirler. Hastalık açısından tamamen revizyona girmiş hastalar(hiç hastalık bulgusu olmayan) ise 1 yıl ara ile izlenmektedirler.

Behçet Hastaları 1 yıldan daha uzun sürelerde hekim muayenesinden uzak kalmamalıdırlar.